Gıda bağımlılığınız var mı?

0
Gıda bağımlılığınız var mı?

Gıda Bağımlılığı 

Gıdalar Hakikaten Bağımlılık Yaratır mı? 

Nasıl ki, içki, sigara ya da uyuşturucu maddeler beyinde dopamin ve serotonin dediğimiz kimyasallar yolu ile bağımlılık mekanizmasını harekete geçiriyorsa, karbonhidrat ve yağlar da benzer mekanizma ile, bağımlılık yaratabilmektedir. Hatta sigara, içki ve uyuşturucu maddelerin yarattıkları ile gıdaların yarattığı bağımlılığın aralarında fiziksel açıdan en küçük bir farklılık bile bulunmamaktadır. Bu bağımlılığı oluşturan basit besinler karbonhidrat ve yağlar olup kişilerde, durdurulamayan şekerli ve yağlı yemek kullanımı ile kendini işaret etmektedir.

Bu Bağımlılık Nasıl Gelişir?

 

İnsan beyninde yer alan serotonin kimyasalı, kişiyi sakin , huzurlu ve iyi hissettirir. Dopamin ise, enerji, heyecan, canlılık hissiyatından sorumludur. Normalde bu kimyasallar, insan beyninde doğal olarak salınmaktadır. Karbonhidratlardan ve dolayısıyla şekerden zengin yiyecekler, serotonin salımını artırıp “iyilik” halini sağlar; yüksek miktarda yağ içeren yiyecek kullanımı ile ise dopamin salımı armakta ve kişi kendini ek olarak enerjik hissedebilmektedir. Bu sebeple kişiler, çikolata, cips, şekerli yiyecekler gibi bu besin öğelerinden zengin gıdaları tükettiklerinde kendilerini ek olarak mutlu hissetmekte, bilhassa stresli ya da üzgün olduklarında, bu yiyeceklere yönelmektedirler. İşte gıda bağımlılığı tam anlamıyla bu noktada gelişmektedir. Devamlı serotonin ve dopamin düzeylerini artırmak amaçlı istemsiz ve bilinçsiz bir biçimde bu gıdalara yönelen bireylere çoğalış bu gıdaların birer porsiyonları yetersiz gelmektedir; zira fazla dopamin ve serotonin uyarımı neticesi beyin kimyaları değişmeye başlar ve bu kimyasalları taşıyan sinir hücreleri fazla yüklemeye maruz kalıp kayıp görür. Neticede , normalde beyin dopamin-serotonin düzeylerini bizzat kendine ideal seviyede tutabilme kapasitesine sahip beyin, çoğalış yalnızca normal seviyede kalabilmek amaçlı dahi yağ ve karbonhidrattan zengin yiyeceklere ihtiyaç duyar. Bir de belli bir süre üzüntü ve stres etmenleri işin içerisine girerse, kişiler belli bir süre ek olarak iyi fark etmek amaçlı bu gıdalardan bir oturuşta 2-3 porsiyon tüketme ihtiyacı hissetmeye başlarlar. Bu da kişileri bu yiyeceklere karşı bağlı hale getirmektedir.

Gıda Bağımlısı Olup Olmadığımızı Ne Türlü Anlarız?

 

Elbette arada sırada rastgele bir yiyecekten bir porsiyonun üstünde tüketiyor olmanız, gıda bağımlısı olduğunuz manasına gelmez. Gıda bağımlıları bu tutumu hemen hemen günlük sürdürmektedir. Akıllarından bir an olsun “yeme” eylemini çıkaramaz olup, her zaman ipin ucunu kaçırma korkusu içindedirler. Şayet bir yiyeceği yiyecek istemelerine rağmen o an yemiyorlarsa, onu yiyene kadar hiçbir işe odaklanamaz ve o yiyeceğe ulaşana kadar rahat edemezler; neticede ise yeniden “tıkınırcasına yeme” tutumu sergilerler ve ayrıca kendilerine meydana gelen inançları ve güvenleri azalır; bir bağlamda ” kendinden iğrenme” psikolojisine girerler.

Eğer canınız gün içerisinde birden çok defa tatlı veya yağlı yiyeceklerden fazla derecede yiyecek talep ediyor ve bunlardan bir oturuşta en az 3-4 porsiyon tüketiyorsanız, gıda bağımlısı olma ihtimaliniz yüksektir. Gıda bağımlılarını tanımlayıcı birden çok karakteristik aşağıdaki gibidir;

Depresyonu, anksiyeteyi ve başka emosyonel vaziyetleri azaltmak için yiyecek yemek , karbonhidrat alımını kesince huzursuz hissetme,

Yalnızca bir porsiyon yiyecek tüketmeyi amaçlar iken kendini koca bir paketi tüketirken bulma; sonraki birden çok saat süresince tıkınırcasına yeme tutumları sergileme,

Birden Çok defa gerçek biçimde yeme çalışmaları ( sözgelişi , belli başlı yiyecekleri yemeye bırakma veya tıkınmayı kesme),

Sürekli yiyecekleri, besin alımını, hazırlamayı düşünme ve fazla yemenin sonrasında uyuyakalma,

Arkadaşlarla süre geçirme yerine hanede tek başına yiyecek yeme; sonrasında kendini bir sürü berbat hissetme,

Fazla beden ağırlık artışı, fizyolojik huzursuzluk veya huzursuzluk görülmesine rağmen fazla yeme davranışlarına aynı ritimde devam etme, önüne geçememe.

Peki Bundan Arınmak Olası müdür?

 

Nasıl ki içki ya da sigara bağımlılığın tedavisi pratik olmuyorsa, yeme bağımlılığının tedavisi de benzer biçimde seyretmektedir. Bir psikolog ve diyetisyenin beraberinde uygulanması gerekli olan bu tedavide kişilere, bağımlılık oluşturan karbonhidrat ya da yağlı gıdalar dışarısında serotonin ve dopamin yükseltici yiyecekler önerilmekte ve yine bu kimyasalları artırıcı davranışlar öneri edilmektedir. Sözgelişi serotonin yükseltici gıdalar arasıdnda, az yağlı süt ürünleri , peynirler, keten tohumu, kinoa, karabuğday, hini, tavuk, yumurta, balıklar, maş fasülyesi, kuruyemişler, kurubaklagiller, zeytin, çilek, kiraz, muz, papaya, pazı, patlıcan, brokoli, Brüksel lahanası, börülce, zencefil, tarçın, soğan, elma, erik, adaçayı, portakal, kekik, kimyon, maydanoz, pancar, marul, ıspanak, kabak yer almakta; dopamin yükseltici gıdalar aralarında ise, bunlara ayrıyeten , dana eti, bezelye, humus, susam, avokado, sarımsak, stevia, şekersiz buzlu çay, yeşil çay, kahve, %80 kakao içerir bitter çikolata, zerdeçal, yaban mersini, limon bulunmaktadır . Spor, alışveriş , avlanmak, video oyunları, adrenalin sporları, risk almak benzeri davranışlar da bu kimyasalların salımını artırmaktadır. Bunlara ayrıyeten , zaman arasında kendine bir çok kez “işler yoluna girecek, bundan önce de girdi “, “iyi hissediyorum; zira özümde iyi bir insanım “, “sevilmeyi doğruluk ediyorum; zira iyi niyetli bir kişiliğe sahibim” benzeri telkinlerde bulunmak da rehabilitasyonun çok mühim noktalarından biridir.

 

Gıda bağımlılığının ciddiyetini unutmamalı, bilhassa genç yaşta gelişen bu bağımlılığın gelecekte obeziteye gerek olabilme olasılığına karşın erken yaşta önlem alınmalıdır.

LEAVE A REPLY